8/7/2008 • Kategori: BaNa DaiR

Malum blogcudan bıkan bıkana..
Her neyse bu konuda çok yazıldı, çizildi..
Velhasıl artık
http://buyukguzel.blogspot.com dayım ;)

5/7/2008 • Kategori: BaNa DaiR
Evet bugün 5 temmuz..
365 koca gün ve bilmem kaç vakit geçti O'nu en son gördüğümden bugüne..
Özledim, hem de öyle çoook özledim ki..
O'nunla hiç bir zaman gerçek sıfatımızda anlamlandırmadık yaşadıklarımızı..
Ben O'nun gözbebeği, O benim kahramanım oldu hep..
Şimdi O'nsuz bir yanım hep eksik..
Neşem, yaşama sevincim hep var ama eksik işte bir yanım.. Hem de yeri hiç bir sevgiyle dolmayacak kadar eksik..
***
Yıl 2007, aylardan temmuz,ayın 5i..
Ve bir hastane odasına çağırıyor beni sabah erken vakitte arayarak..
Babama "Halime gelsin yanıma.." diyor ve erken vakitte babamla düşüyoruz yollara..
Öpüyorum görünce O'nu "canım" diyor bana sarılırken..
Sonra kalıyoruz başbaşa..
"Kaçır beni hastaneden.. Çok sıkılıyorum burda, seninle geleyim Muğla'ya, beraber yaşayalım.." diyor..
"Canım, sen önce bir iyileş, arkamdan gelirsin.. Beraber tutarız evimizi.. Ama önce iyileşmen lazım..
Ve otobüsün kalkmasına 1 saat kalana kadar O'nunla oturuyorum..
Sanki ikimizinde içine doğuyor son saatlerimiz olduğu..
Ayrılırken ikimizinde gözünde yaş, sarılıyorum "seni çooook seviyorum.." diyorum..
"Ya ben seni nasıl seviyorum, biliyorsun değil mi? Herkesten ayrı sevdiğimi biliyorsun değil mi rudim..?"
"Biliyorum, hakkını helal et.. Allah'a emanet ol.." diyerek vedalaşıyoruz..
***
Geçenlerde evdeyken, temizlik yaptığım sırada uzun zamandır açmadığım bir çekmeceye baktım.. Ve O'nu en son gün gördüğümde üzerinde olan takım elbisesi, şimdi çekmecemizde kalmıştı işte..
Garip bir hisle elimi uzattım, kıyafetlerine dokundum, kokladım giysilerini gözyaşlarıma engel olamadan..
Öptüm, sarıldım giysilerine.. Sanki O'nun o mis kokusunu çekiyordum içime..
Ve neden sonra ceplerine bakma gereksinimi hissettim..
Ve ceketinin cebinden çıkan cüzdanında benim el yazımla yazdığım "aranılası telefonlar" listesi, 150 YTL ve bir resim vardı..
Evet bir resim, benim resmim vardı cüzdanında.. Ve benim el yazımla hazırladığım liste..
Gözyaşlarımın önüne geçemiyorum..
Yıl 2007, ay temmuz, gün 5, saat 19.20..
O'nu, kahramanımı en son göreli koskoca bir yıl geçti..
Seni çok özledim kahramanım..
Canım dedem..
Nur içinde yat..
1/7/2008 • Kategori: BaNa DaiR

Zaten ben, Gökova’yı hep çok sevmişimdir ama babam, annem, emmim ve ben gece yarısından sonra sahilde yürüyüş yapınca daha bir çok sevdim :)


  • Zaten ben, Meral AKŞENER’i hep beğenir, takdir ederdim ama baş başa içtiğimiz çaylar, koyu sohbetimiz, kendine özgü dik duruşu, bir siyasi gibi değil de bir abla gibi benimle konuşması sonrası daha çok beğendim ve takdir ettim.. Ve “keşke tüm milletvekilleri senin gibi olsa abla” bile dedim :)

  • Zaten ben, Adana’ya ne vakit gitsem, oradan oraya koşturmakla geçer zamanım ama bu sefer sanki daha çok koşturdum fakat gene de doyamadım :(

  • Zaten ben bir yerden ayrılırken genelde hüzünlenirim ama ev arkadaşım Esra’dan ayrılırken daha bir hüzünlendim sanki..

  • Zaten ben büyüdüğümün farkındaydım ama Adana’ya gidince sanki sözleşmiş gibi hemen herkesin“artık evlenmeyi düşünmüyor musun” diye sormalarından sonra bir kez daha anladım ki geçiyor vakit, fakat geçerse geçsin zaman, evlenmiyorum işte en azından 25 ime kadar (4 yıl var daha) ;p

  • Zaten ben kitap okumayı çoooook severim ama “Yüreğim Seni Çok Sevdi” adında ki tesadüfen bulduğum kitabı okuduktan sonra bu sevgimin önüne set gelmiş gibi :)

  • Zaten ben ders çalışmaktan pek hoşlanmam ama kpss’ye çalışmak keyifli gibi, bakalım artık..

  • Zaten ben FetHiye’ye ilk geldiğim gün aşık olmuştum bu güzel ilçeye ve “ben ileride kesinlikle burada yaşamak istiyorum” demiştim en içten duygularımla ama şimdi FetHiye’de tek başıma yaşamama rağmen anladım ki; sevdiklerimle olduğum her yer bana FetHiye.. Şair demiş ya “neyleyim köşkü, sarayı içinde salınan ‘yar’ olmadıkça..” o misal işte (buradaki “yar” sözcüğünün ifadesi bilumum sevdiklerimden oluşuyor, yanlış anlaşılmasın ya da anlaşılırsa anlaşılsın) ;)

  • Zaten ben ailemi çoooooooooooooooooooooook seviyordum ama beni tek başıma buralara gönderecek kadar güvenmeleri sonrasında daha bir çooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook sevdim :) (Allah’ım herkese aile huzur versin, herkese..)

  • Zaten ben gerçek aşıklara hep gıpta ederdim ama annemle babamın birbirlerine olan aşkları üzerine aşk tanımam hiçbir zaman (maşAllah demeyen hamamböceği olsun)..

  • Zaten benim genel olarak “arkadaş”a ihtiyacım yok olduğunu biliyorum ama bizimkileri (KıZıL’ım, Beyza, Büşra, Fatma Nur, Hüseyin, Efe, Merve, Ahmet, Gökhan, Tuğba, Harun&Elif, Alper, Emrah, Elif, Hilal, Halime, Fatih, Mahmut, Derya&Yusuf, Eda, Yasemin, Melih, Mehmet, Kaan, İrem, Ceren, Yusuf Alp, İpek, Erdi, Gizem veeee canımın içi SerHat’ım) görünce, onlarla her zamanki gibi dolu dolu, neşeli, huzurlu, samimi vakitler geçirince anladım ki benim gerçekten “arkadaş”a ihtiyacım yok (Börteçine Hilal, Ülkü, Hakan, Esra, Merve, Firdevs, Selin, Fatoş, Feride … de bizden)..

  • Zaten ben Yaşlılara ayrı bir düşkünümdür  ama pamuk dedem, canım adaşım babaannem, tam bir namus timsali olarak gösterilen Osmanlı bir kadın olan canım anneannem ve nurlar içinde yatası canım Salih dedem tüm yaşlılardan ayrı..

  • Zaten ben çocuğun yaramazını severim ama Hilal Sena kadar yaramazını yalnız ben değil cümle alem görmemiştir tabi sevimlisini de :)

  • Zaten ben çocuklarla çooook iyi anlaşırım ama doğduğundan beri ilk kez gördüğüm şimdilerde 5 yaşında olan Selin (Derya ablamın kızıdır kendisi) öyle bir içten “teyzeee” diyorki bana, işte gelde kandırmasın ÇoCuK’lar beni ;)

  • Veeeee ben zaten O’nu hep seviyorum (“ama”sız bir cümle işte, çünküsü, nedeni, aması yok işte O’nu sevmemim).. =)

 

ÇÜNKÜ BEN YAŞAMAYI HERŞEYE RAĞMEN ÖYLE ÇOOOOOOOOOOK SEVİYORUM Kİ..

Hayatıma renk katan tüm sevdiklerimden, sevenlerimden, gıcık aldıklarımdan, benden nefret edenlerden Allah razı olsun ;)

 

31/5/2008 • Kategori: BaNa DaiR

Üzerimde bir ağırlık, içimde tanımlayamadığım keder..

Neler oluyor bana yine..

 

Sınavdan sonra kampüsden yürüyerek inmek istedim..

Hava oldukça güzeldi.. Yokuş aşağı ne düşündüğümün farkında bile olmadan inerken bir an da kendimi esen rüzgarla birlikte bambaşka bir yerde buldum..

 

Hava yine yokuştan indiğim an gibi alacakaranlıktı.. Aynı rüzgarı hissediyordum açık pencereden..

Kapı açıldı, yanıma gelen açılan omuzlarımı örttü sıkıca.. Elini koydu alnıma “şükür Ya Rabbim” dedi.. Ve birde öpücük kondurdu yanağıma..

Aslında kapının açılmasıyla uyanmıştım ama uyuyor gibi yapmaya devam ettim, yanıma gelenin masumluğunu bozmamak adına..

Sabah Ezanı’nı duydum sonra.. Yanıma gelen usulca çıktı odadan.. Kalkmak istedim ama rahatsızlığımdan dolayı kıprayamadım bile..

Bekledim..

Aradan ne kadar geçti bilmiyorum ama o güzel sesi duydum sonra..

Ses yatak odasının hemen yanında ki açık salondan geliyordu..

O ses ki benim hiçbir zaman unutamayacağım, o ses ki benim her zaman huzur bulduğum … ses..

Evet.. İçeri giren, üzerimi örten, ateşime bakan, beni öpen, usulca çıkan ve o güzel sesiyle sabah namazından sonra Allah’ın Kelamı’nı okuyan canım dedemin sesi..

Gözlerimi kapadım, dinledim O’nu.. Öyle huzur doldu ki içim dinlerken..

Yaylada kaldığımda hep aynı şekilde olur sabahları..

Babaannem kahvaltıyı hazırlar sonra, en sevdiğim şekilde hem de yayla çayı bile yapar bana =)

Dedem “kalksın artık da ekmek yiyelim” deyince, nenem “elleme Hacım çocuğu, bırak dinlensin.. Sen ye, keyfi yetince kalksın” der..

Aslında ben hepsini duyarım..

Aslında ben hep uyuyor numarası yaparım..

 

Sanki kampüsden inmiyordum..

Sanki Tekir’de, gıcırdayan karyolada tek başıma oyun oynuyordum yine..

Sonra birden geldim kendime..

Ve daldım yine maziye..

Ve dedim ki..

 

“Keşke şimdi yaylada olsam.. Dedemlerle olabilsem.. Ben anlatsam Onlar dinlese.. Tulumbadan su çekerek yıkasam bulaşıkları bahçede.. Soğuması için bahçedeki pınara bıraktığımız karpuzu alsam, dilim dilim ikram etsem, peynir getirsem yanına.. Gelen misafirlerimizle bahçede otursak, miiiis gibi yayla suyundan çay demlesem onlara.. Dedemin sızlayan ayaklarına masaj yapsam.. Nenemin dizine yatıp huzur bulsam.. Okşasa başımı, “akıllı ol hatun kızım” diye öğütler verse bana, bebekliğimi, yaramazlıklarımı, erkek çocuğu gibi büyüyüşümü anlatsalar bana.. Sonra ben desem Onlara “dede bana biraz Yörükçülük günlerinizden anlatın”.. Başlasalar anlatmaya; şimdi 40 dk’da geldiğimiz Tekir’e gelmek için at arabasıyla günlerce yol aldıklarını, nenemle nasıl evlendiklerini, ekmeklerini taştan çıkardıklarını, yalanın, riyanın, güvensizliğin olmadığı o günleri anlatmakla devam etseler..

“Babamın annesi, meleğim, benim adım” deyip sarılsam neneme, “yakışıklı dedem benim, kurban olurum seni verene” desem öpsem o gül yanaklarından doyasıya dedemi.. Sonra akşam üstü olsa vakit.. Nenemin koluna girerek üst sokağa, Şahin Tepesi’ne, Beş Oluk’a doğru yürüsek.. “Sevdiğin de var mı” diye sorsa nenem.. “Ya nenem deme böyle şeyler, olsa senden gizler miyim hiç” desem..

Eve gelsek, Allah ne verdiyse yemeğimizi yiyip “dua et hadi anam” dese dedem bana yine.. Sonra çalsa telefon annem arasa “iyi bak dedenlere kızım.. Yaşlılar ve çocuklar evin bereketidir, kıymetlerini bilmek lazım” deyince, bende “Cennet Hatunum, canım annem ne demek o, başımın tacı Onlar benim” desem.. Kapatsam telefonu, dedemle, nenemle konuşmaya devam etsem..

Ahhh öyle çoooook özledim ki..

 

Allah’ın izniyle az kaldı.. 9 Haziran’da dedemleri göreceğim inşAllah..

Ne zamandır böylesi özlem duymuyordum içimde.. 1 saat kadar önce babamlarla görüntülü konuştuk.. Annem “yatacağız, kalkacağız, yatacağız … sana geleceğiz çiçeğim..” dedi.. İnşAllah bitanem, tez zamanda geleceksiniz.. Haftaya bu sıralar dünyanın en güvenli, en huzurlu yerinde annem ve babamın yanında uyuyor olacağım Allah izin verirse..

 

Şimdi ders çalışmaya geri dönme vakti :(

23/5/2008 • Kategori: BaNa DaiR

Rabbim öyle büyük ki..

 

FetHiye’ye gittim sabah, akşama geri döndüm Kötekli’ye.. İşlerim halloldu çok şükür..

Huzurlu olmama karşın içimde bir şeyler beni adeta yiyip bitiriyordu sanki okul dönüşü..

 

“Yaklaşan sınavlardandır” diye yordum açıkçası..

Yarın ki etkinlik için arkadaşlarla buluştum 22.00 civarı, onlarla konuştukça içimi kemiren bilinmezim daha da arttı..

 

Eve nasıl geldiğimi bilemedim, nefesim kesildi, dağlar üzerime üzerime geliyordu sanki.. Havanın serin olmasına karşın yerden alevler çıkıyordu adeta..

İçimin yangınının nedenini “susamış olabilirim” diye bastırmaya çalıştım, nafile..

Camı açtım, serin havayı içime çektim, “nefes” almak istedim, olmadı sanki..

Öyle bir durumdaydım velhasıl..

 

Eve geldim..

Ve yalvardım Rabbim’e sebebini bile anlamadığım bu sıkıntıdan kurtulmam için..

“Kendime gelirim belki” diyerek elimi yüzümü yıkadım, odama döndüm ve telefonu aldım elime.. Akşam görüştüğüm arkadaşlarımdan birini aradım, kafama takılanı sormak için..

Kafama takılanın doğru olduğunu ve sonucun biraz can sıkabileceğini söylese de telefonun ucundaki ses; ben gene de öyle mutlu, öyle huzurlu buldum ki kendimi bir anda..

 

Evet belki gerçekten çok içten bir yakarıştı benim Rabbim’e yaptığım ama ben biliyorum ki beni her zaman ve her yerde koruyan tek şey annemin, babamın gıyabında bütün sevdiklerimin duaları..

 

Bu arada yarın ki etkinlik mi ne?

Türk Dünyası Gençlik Topluluğu olarak İzmir’de buluşuyoruz kardeşlerimizle :)

Etkinliğimize katılmak isteyenler yarın saat 111.30'da İzmir Kemalpaşa'da ki Kazak Çiftliği'nde olacağız kısmetse ;)

Sabah 8’de çıkacağız yollara kısmetse..

Çok güzel bir gün olacak Allah’ın izniyle..

Şimdi güzel, huzur dolu, miiiis gibi bir uyku çekme vakti.. Malum kardeşlerimin beni dinç bir şekilde görmesini istiyorum ;)

 

Allah'ım verdiğin sonsuz nimetlere, sağlığımıza, huzurumuza, bizi sevdiklerimizle bir yazmana ve herşeye, acı için de, göz yaşı için de, herşey için Sana şükürler olsun Ya Rabbim..

Sen muhakkak ki esirgeyen ve bağışlayansın..

Tüm Ümmed-i Muhammed'i içi sıra da annemi, babamı, kardeşimi ve beni de koru Ya Rabbim..

« Önceki ::