......
Aşkın Elif halinde Eliften habersiz
Kendine ordular biçiminde
Lal olmuş haller içindeyim
Bir tebessüm kadar susturulmuşum hayata
Açışına yarım kalmış çiçeğin
Çengelli saçlarımdan kalbime büyümesi gibi
Tam ortasında ikimizin
Konuşur gibi içimden ,gecenin fotoğraf yalnızlığındayım
Belki hüzün
Belki aşk
Adını nasıl unutsa insan
Ne kadar eskirse bir yazı
Yağmurun titremesi gibi
Suyun yanması gibi
Diz dize oturmuşum karşılıklı yaşamla
Kirpiklerimi döktüm şehir ıslandı
Ağlamak ince belli çay bardağı!
......
Ben durmuştum
Durup öylece
Ve sadece
Kendime dağılmışım
Belki hüzün
Belki aşk
Yağmurun titremesi gibi
Sanki ilk defa dokunulmuştum
Durup dolaşmıştım kendimde
Gece mavisini gece mavisiyle kandırırken
Gözlerime vuran kalbine inanmıştım
İnanmasam
Kimliksiz bir bulutun kırık düşen yağmurundan sonra
Göğsümde bir çocuk şenliğiyle uyanmazdım
İnanmasam
Bıraktığım yol tekrar bana dönerken
Naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim
İnanmasam
Lal olmazdı bakışlarım
......
(Murat ÇELİK)
